DİKMEN VADİSİ

  • Uzun bir aradan sonra hepinize merhabalar efendim.Bu yazımda Ankara'nın tam göbeğinde ama sanki şehir dışındaymış izlenimi veren DİKMEN VADİSİ ni tanıtmaya çalışacağım.

    Öncelikle kısaca tarihsel geçmişinden bahsedeyim; 1970’li yılların başında, Dikmen deresinin aktığı ve önünde, büyük taş-kaya bloklarından bir baraj bulunan, çevresi bataklık bir bölgeydi. Şehir planında ise, kent parkı yapılması öngörülmüştü. Ancak, elbette, bu tür yerlerin genel kaderi olduğu üzere, burası da zamanla gecekondular ile doldu. Seçim zamanlarında, siyasiler, burada gecekondusu olan insanlara yani kamu arazisini yani sizin/benim hakkım olan araziyi bir gecede usulsüzce ele geçiren bu insanlara tapu vererek onların mülkiyetlerine geçirdiler. Takip eden süreçte: vadi içinde yapılacak ikiz kuleler için, burada gecekondusu olanlara daire hakkı tanınacağı söylendi.Yani: 1990’lı yıllara kadar tamamen bataklık ve gecekondularla dolu olan bu alan: zamanla, beton bloklarla dolmaya başlamış ve 1996-1997 yıllarında tamamen elden çıkmıştır. Evet parkın tasarımı, Doruk Pamir tarafından yapılmıştır. Murat Karayalçın’ın Belediye Başkanlığı döneminde başlanan park tasarımı, İ.Melih Gökçek’in Belediye Başkanlığı döneminde bitirilmiştir.Birinci ve ikinci etap bitirildiğinde, burada: 2264 konut, 68 dükkan, 1 konferans ve sergi salonu, 2 yüzme havuzu, 2 spor merkezi, 2 güzellik salonu inşa edilmiştir. Bunun  dışında: 11 hektar yeşil alan, 2 hektara yakın seyirlik havuz ve 3 km. yol inşa edilmiştir.Toplam 5 etap olup 2000 yılında hizmete açılan vadinin 2015 yılında tamamen bitirileceği bildirilmiştir.

    Şimdi gelelim benim gözlemlerime, bence burası evde sıcak havadan bunalan gençler, Ankaralılar ve spor yapmak için yürüyüş parkuru bulamayanlar için bulunmaz bir cennet.Tabiiki sayısız parkı ve yemyeşil doğasıyla çocuklarında(özellikle bizimkilerin) pek sevdiği bir mekan.Eğer haftasonları giderseniz düğün fotoğrafçılarıyla birlikte gezen birçok gelin damat görmeniz de mümkün.Vadiye birçok yerden girilebiliyor ama genelde Dikmen kavşağındaki polisevinin Hoşdere caddesine bakan yerinden girilmekte.Ayrıca yol boyunca park imkanıda mevcut.

    Küçük prensesimin gösterdiği gibi (bahsettiğim girişten girerseniz) hafif bir rampadan sonra sağ taraftaki bizim çocukların favorisi çocuk parkı ve az ilerisinde de havuzlu yolu görüyorsunuz.sağdaki yoldan devam edince hemen karşınıza karşılıklı çiçekler ve ağaçlar içinde kafeler çıkıyor.Şehrin göbeğinde bukadar güzel yeşilliklerin olmasına hem şaşıyor hemde seviniyorsunuz.İleriye doğru gezerek yürüdüğünüzde havuzlar kafeler alabildiğine yeşillik ve tam ortasında da haftaiçi saat 13de a haftasonuda 11de açılan güzel bir lunapark görüyorsunuz.

    Ayrıca yürüyüş parkurları(annem 1 saat boyunca vadi çevresini koşar hergün) mescid ve camii de var.Eh artık en sevdiğim kısıma geldik.Ben yazmayı bitireyimde kameramdan yansıyanlar anlatsın diyerek yazımı bitiriyorum.

      

      

      

Yorumlar