BİZ BOŞANIYORUZ, PEKİ YA ÇOCUK?

  • BİZ BOŞANIYORUZ, PEKİ YA ÇOCUK?

    Herkese merhaba, bu ilk yazımda herkesin kafasında soru işareti oluşturan, boşanma ile gündeme gelen “çocuğun velayeti kime verilir” sorusuna cevap vermek istiyorum…

    “Hastalıkta, sağlıkta, iyi günde kötü günde…bir arada olunmaya “evet” denilerek çıkılan yolculuk devam ederken, ebevynler çeşitli nedenlerle boşanma kararı alabilir; hatta bu kararı eyleme dönüştürerek, evlilik birliğini sona erdirebilirler. Gerek boşanma davası sürerken, gerek boşanma gerçekleştikten sonra çocuğun velayetinin kime ait olacağı önem taşıyan bir konudur.

    Velayet özü itibariyle, çocuğun temsili, eğitimi, bakımı gibi konularda gerekli karar ve tedbirleri alabilme hakkıdır. Velayet, evlilik birliği devam ettiği sürece anne ve baba tarafından birlikte kullanılır. Boşanma davası açıldıktan sonra (ve gerekli diğer hallerde), velayet ve kişisel ilişki tesisi konularında, karar verme yetkisi, boşanma davasına bakan mahkeme hakimine aittir.

    Çocuk ile ilgili verilecek her türlü kararda, en önemli kriter, “çocuğun üstün yararına uygun” luktur. Tabi bu karar verilirken, annelik babalık duygularının tatmin edilmesi de gözetilmelidir; ancak anne-babanın menfaati ile çocuğun menfaati çatışırsa, çocuğun menfaatinin, anne ve babanınkine üstün tutulması gerekecektir. 

    Velayet belirlenirken, çocuğun yaşı, kişisel gelişimi, psikolojik ve fizyolojik ihtiyaçları gözetilmelidir. Sözgelimi çocukların özellikle 0-3 yaş grubunun en huzur bulduğu yer anne kucağıdır. Bu dönemde psikolojik gelişimi olumlu etkileyecek en önemli etken, anne ile kurulan fiziksel/duygusal yakınlıktır. Emzirme döneminde anneye derin bir duygusal bağ mevcut olup, çocuk her an annenin bakım ve gözetimine muhtaçtır. Çocuğun en önemli ihtiyacının annesinin yanında olmak, anne sevgisi görmek olduğu unutulmamalıdır. Bunun yanı sıra ergenlik döneminde çocuğun kız veya erkek oluşu, anne ya da babasının yanında kalacağının belirlenmesinde dikkate alınması gereken bir unsurdur.

    İstisnai bazı durumların varlığı halinde küçük yaşta olmasına rağmen, velayetin babaya verildiği de görülmektedir. Ancak asıl kriterin her zaman çocuğun üstün yararı gözetilerek fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarının karşılanması olduğu unutulmamalıdır.

    Çocuk belli bir olgunlukta ise, velayet kararı verilmeden önce, hakim çocuğu dinleyerek, kimin yanında kalmak istediği konusunda onun da fikrini almalıdır. Ancak çocuğun anne ya da babasının yanında kalmak istemesi, velayetin o kişiye verilmesi noktasında başlı başına bir kriter değildir. Anne babanın yaşam tarzı, ev ortamı, aile yaşantısı gibi kriterlerde gerektiğinde sosyal uzmanlardan alınacak raporlar ile değerlendirilmeye tabi tutulacaktır.

    Velayet kendisine verilmeyen taraf ile çocuk arasında kişisel ilişki düzenlenmesi gerekmektedir. Çünkü bu düzenleme olmaksızın, velâyet hakkına sahip veya çocuk kendisine bırakılmış kişinin rızası dışında, çocuk ile görüşme sağlanamayacaktır. Kişisel ilişki tesisi konusunda talep olmasa dahi, hakim gerekli tedbirleri kendiliğinden de alabilecektir.  Çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulmaktadır. Çocuğun olduğu kadar anne ve babanın da çocuğunu görmeye, onunla vakit geçirmeye ihtiyacı vardır, ancak bu noktada hakim çocuğun üstün yararını gözeterek bir düzenleme yapacaktır. Nitekim hakim velayet ve kişisel ilişki tesisinde çocuğun menfaatlerinin korunabilmesinin sağlanması adına geniş bir takdir yetkisine sahiptir. 

    Burada anne ve babaların unutmaması gereken bir hususu,  yazı aracılığıyla hatırlatmak isterim. Çocuk boşanma davasının tarafı değil,  hakkında velayet ve kişisel ilişki kararı tesis edilendir. Boşanma yıpratıcı bir süreç olup, anne ve babaların çocuklarına olan sevgisini, ilgisini, desteğini kısacası onun ihtiyaçlarını inatlaşmadan, ortaklaşa sağlamaları gerekmektedir.

    Çocuğunuza iyi bakın. Sevgiyle kalın…

Yorumlar