Coronavirüs döneminde Duygusal Dayanıklılığımızı korumak

  • Son zamanlarda yaşadığımız olaylar hepimizi neredeyse her alanda etkiledi. Tüm dünyada büyük değişimler ve zorluklar yaşanıyor. Son olarak Coronavirüs Hastalığı ile bir belirsizlik içine düştük. Belirsizlik güven duygumuzu zedeliyor, korku ve kaygımızı arttırıyor. Coronavirüs Hastalığı’nın insanlığı bu kadar etkilemesinin nedeni de bu belirsizlik belki de. Birçok insan çalışamıyor, işlerine ne zaman başlayacakları belli değil. Bazıları ise salgın olmasına rağmen işine gitmek zorunda kalıyor ve her gün hastalık kapma endişesi içindeler. Sevdiklerimizin sağlığından, kendi psikolojik durumumuzdan endişeliyiz. Nasıl hissediyorsunuz? Ben merak, korku ve kaygı içerisindeyim. Belki birçoğunuz böyle hissediyor. Bu tür duygular zorlandığımız duygulardır. Ve onlar geldiğinde kendimizi pek de mutlu hissetmeyiz. Ancak bu duygularla nasıl yaşayacağımızı öğrenirsek umutsuzluk ve endişemiz azalır. Bu yazıda bunu nasıl yapabileceğimizden bahsedeceğim.

    Duygusal dayanıklılık diye bir kavram duydunuz mu? Bazı insanların tüm zorluklara rağmen dimdik ayakta kaldıklarını bazılarının ise zorluklarla baş etmekte çok zorlandıklarını görürsünüz. Nasıl oluyor da bazıları bu kadar güçlü? Aralarındaki fark ne? Aralarındaki fark, bazılarının duygusal olarak daha dayanıklı olmalarıdır. Duygusal dayanıklılığı size hepinizin hatırlayacağı bir filmle anlatmak isterim. İtalyan yönetmen Roberto Benigni’nin filmi  La Vita e Bella (Hayat Güzeldir). Filmin konusu şöyleydi; 2. Dünya Savaşı zamanında karısı ve oğluyla birlikte Nazi toplama kampına götürülen bir babanın, oğlu için yaptığı muhteşem özveriyi anlatıyor. Baba duygusal olarak müthiş dayanıklı bir bireydi. Özelliklerine bakalım; gerçeği olduğu gibi kabul ediyordu, hayattaki anlam arayışına devam ediyordu. Yaratıcıydı ve mizah becerisini kaybetmemişti. Tüm bu özellikler duygusal olarak dayanıklı olan bireylerin özellikleri. Filmi izlemeyenlere de izlemelerini sevgi ile tavsiye ederim. Bu bir filmdi. Tabi ki bizim filmdeki babadan farklı yapmamız gereken şeyler var. Elbette hepimizin mizah becerisi olmayabilir ancak olanlarla iletişim halinde kalabiliriz. Bir de virüs hakkında çocuklara doğru ve yaşlarına uygun olarak anlayabilecekleri bilgileri vermeliyiz. Yetişkinler gibi çocuklar da böyle dönemlerde korku ve endişe yaşayabilir. Onların neler yaşadığını anlamak için oyun ve resmi kullanabilirsiniz. Evde kaldığınız dönemde rutinlerinizi çok değiştirmemeniz de çocukların kendilerini güvende hissetmelerini sağlayacaktır. Ayrıca sanatsal etkinliklerin stresi azalttığını da unutmayıp, belki bunlar için imkan yaratabilirsiniz. Tüm bunlar çocukların duygusal dayanıklılığını arttırmaya destek olacaktır.

    Duygusal dayanıklılık için gereken en önemli faktör; dış etkenlerin ve zorlayıcı koşulların her zaman olabileceğini unutmamak. Bunlar başımıza geldiğinde, iç kaynaklarımızı fark ederek harekete geçirmek ve olaylara bakış açımızı geliştirmek önemlidir. Bizi zora sokan olumsuz bakış açıları şöyledir; Virüs bitmeyecek, her şey benim başıma geliyor zaten, hiç güzel bir şey olmuyor ki… gibi genellemelerdir. Bu tür genellemelerden uzak durarak bakış açımızı olumluya yöneltmek olayları olduğu gibi kabul etmemizi de kolaylaştıracaktır. Bağ kurma, haber alma gibi ihtiyaçlarımız ile hepimiz doğal olarak sosyal medyada vakit geçiriyoruz. Takip ettiğiniz haberleri veya kişileri seçerken sürekli olumsuz bakış açısına sahip felaket tellalı sayfaları veya kişileri takip etmemek bize iyi gelecek bir yöntemdir. Duygusal olarak dayanıklı kişiler, umutsuzluk içinde şikayet etmek yerine neler yapabileceklerine odaklanırlar. Duygusal dayanıklılık; korkmamak, endişelenmemek değildir. Tüm duyguları yaşama kapasitemizdir. Olaylara tamammül etmekle ilgili değil, zorluklar karşısında toparlanmakla ilgilidir. Bu dönemde bakış açınızı değiştirerek ve duygu çalışmaları yaparak duygusal dayanıklılığınızı arttırabilirsiniz.

    Çocukların da evde bulunduğu bu dönemde, aile ilişkilerinizi kuvvetlendirmek, birbirinizle ve duygularınızla ilgili farkındalığınızı arttırmak için sizlere bir oyun önerim var. “Bende ne değişti?” oyunu. Oyun uzun olduğu için buraya eklemiyorum “Çocuğun duygusal zeka gelişimini nasıl sağlanır?” başlıklı yazımdan okuyabilirsiniz.

    Giderek değişen bir dünyada yaşıyoruz. Zaten değişmekte olan işlerin bir çoğu salgın nedeni ile online hale geldi. Bu dönemde çocuklar da derslerini online takip edecekler. Bu değişimi doğru kaynaklardan takip edip içinde olursak gelecekle ilgili belirsizlik de azalır. Hepimizi değişime davet ediyorum. Ve bu zor günlerin bir an önce geçerek sağlıklı günlere dönmemizi diliyorum. Muhakkak yine zor olaylar yaşayacağız. Yaşayacağımız zor olaylarda ayakta kalabilmek için duygusal dayanıklılığınızı arttırmak için çalışmalar yapmanın bize en çok fayda sağlayacak şeylerden olduğuna inanıyorum.

    Sağlıkla ve duygularınızla kalın.

     

     

Yorumlar

  • senem izmirli
    senem izmirli Birde bu dönemde çocukları ekranlardan nasıl uzak tutarız bir öneriniz var mı Banu hanım, burdakilerden başka?
    3 Nis -
  • Banu Kaplan Kurtoğlu
    Banu Kaplan Kurtoğlu Çocukla Ankara Teşekkür ederim beğeniniz için.
    4 Nis -
  • Banu Kaplan Kurtoğlu
    Banu Kaplan Kurtoğlu @Feray Tekin sağlıkla kalın.
    4 Nis -
  • Banu Kaplan Kurtoğlu
    Banu Kaplan Kurtoğlu @Senem İzmirli Çocukların ekranla ilişkisini tamamen kesmek yerine yaşına göre sınırlamak daha uygun olacaktır. Çocuklar ilgilerini çekecek başka seçenekleri olduğunda ekranı tercih etmezler. Evdeki tüm bireyleri ilgilendirecek bir...  daha fazla
    4 Nis -